28/4/2008
Bir avuç hurma
"Tebük harbi"ne gidilecekti.
Ancak eshab-ı kiram maddî sıkıntı içindeydi. Bırakın silâhı, ayakkabısı olmayanlar bile vardı.
Resûlullah Efendimiz;
- Herkes, gücü nisbetinde bir yardımda bulunsun!
buyurdular.
Kimi "Altın" <******>******> getirdi, kimi "Kılıç", kimi "Deve".
Bir sahâbî de, bir avuç "Hurma" getirmişti. Efendimiz bu hurmayı, bütün hediyelerin en üstüne koydurdular.
Hazret-i Ömer'in o aralar malı çoktu. "Bu defa Ebû Bekr'i geçebilirim" diye düşünerek, malının yarısını getirip teslim etti Efendimize.
Resûlullah sordu Ona:
- Yâ Ömer! Eve ne bıraktın?
<******>******>
- Bu kadar da evde var yâ Resûlallah! dedi.
Az sonra Hazret-i Ebû Bekir geldi.
Efendimiz ona da sordular:
- Yâ Ebâ Bekr! Evine ne bıraktın?
O, malının tamamını getirmişti.
- Allah ve Resûlünün sevgisini bıraktım yâ Resûlallah!
diye arzetti.
<******>******>
Efendimiz, ikisine bakarak;
- Aranızdaki fark, cevaplarınız arasındaki fark kadardır! buyurdular.
Hazret-i Ömer diyor ki:
- Ebû Bekir, her hususta benden ilerdeydi. Bu defa "Onu geçebileceğimi" ümîd etmiştim. Ama yanılmışım. Onu, hiçbir hususta geçemeyeceğimi çok iyi anladım.


0 yorum yazılmıştır